“Adalet, eşitlikte değil; hakkaniyettedir.”
Bu söz, adalet kavramını yalnızca “herkese aynı şeyi vermek” anlayışının ötesinde düşünmemizi sağlar. Çünkü insanların yaşam koşulları, ihtiyaçları, sorumlulukları ve karşılaştıkları zorluklar her zaman aynı değildir.
Bu nedenle herkese aynı davranmak, her durumda adil bir sonuç doğurmayabilir.
Eşitlik nedir?
Eşitlik, insanlar arasında ayrım yapmadan aynı ölçünün uygulanmasını ifade eder.
Herkese aynı hakkın tanınması, aynı kuralların uygulanması ve insanların yalnızca sahip oldukları farklılıklar nedeniyle birbirlerinden üstün veya aşağı görülmemesi, eşitliğin temel düşüncesidir.
Bu yönüyle eşitlik çok önemli bir ilkedir.
Ancak eşitlik ile aynılık aynı şey değildir.
İnsanların insanlık değeri eşit olabilir; fakat ihtiyaçları ve yaşam koşulları aynı olmayabilir.
Bir insanın diğerinden farklı olması, onun daha değerli veya daha değersiz olduğu anlamına gelmez.
Hakkaniyet nedir?
Hakkaniyet, insanların içinde bulunduğu koşulları dikkate alarak hak olanı gözetmektir.
Örneğin üç kişiye birer ekmek vermek eşitliktir.
Fakat bu üç kişiden biri günlerdir açsa, bir diğeri tok olsa ve üçüncüsünün ekmeğe ihtiyacı bulunmasa, yalnızca “herkese birer tane verdik” demek adaletin bütününü açıklamayabilir.
Hakkaniyet burada şunu sorar:
“Bu insanların gerçek durumları nedir ve her birinin hakkı nedir?”
Bu nedenle hakkaniyet, herkese mutlaka aynı şeyi vermek değildir.
Hakkaniyet, haklı ve makul bir gerekçeyle, herkesin hakkını gözetmektir.
Hakkaniyet ayrıcalık değildir
Hakkaniyetin yanlış anlaşılmaması gereken önemli bir yönü vardır.
Hakkaniyet, bazı insanları keyfî biçimde diğerlerinden üstün tutmak değildir.
Bir kişiye farklı davranılıyorsa bunun haklı bir nedeni olmalıdır.
Bu neden;
kişinin özel ihtiyacı,
içinde bulunduğu koşullar,
taşıdığı sorumluluk,
uğradığı bir haksızlık,
korunması gereken bir hakkı
gibi somut bir temele dayanmalıdır.
Aksi hâlde hakkaniyet, kayırmacılığa dönüşebilir.
Hakkaniyet ile ayrıcalık arasındaki fark, gerekçedir.
Herkese aynı davranmak her zaman adil midir?
Hayatın bütün şartları aynı olmadığı için cevap her zaman “evet” değildir.
Örneğin fiziksel olarak bir merdiveni kullanamayan bir kişiye:
“Herkese aynı davranıyoruz, herkes merdiveni kullanıyor.”
demek biçimsel olarak eşit bir uygulama gibi görünebilir.
Oysa o kişinin ulaşabilmesi için bir rampa veya asansör sağlamak, farklı bir uygulama olmasına rağmen daha hakkaniyetli olabilir.
Burada amaç bir kişiye ayrıcalık tanımak değil, onun da diğerleri gibi hakkından yararlanabilmesini sağlamaktır.
Bu nedenle bazen aynı şeyi yapmak eşitliktir; farklı bir ihtiyaç için farklı bir imkân sağlamak ise hakkaniyet olabilir.
Adalet yalnızca sonuç değildir
Adalet, yalnızca kararın sonucuyla ilgili değildir.
Kararın nasıl verildiği de önemlidir.
Bir insanın kendisini anlatmasına izin verilmeden hakkında karar verilmesi, diğer kişiye söz hakkı tanınmasıyla aynı sonucu doğursa bile adil bir süreç olmayabilir.
Hakkaniyet;
dinlemeyi, anlamayı, tarafsızlığı, ölçülülüğü ve gerekçeyi gerektirir.
Adil bir karar verebilmek için şu sorular sorulmalıdır:
Ne oldu?
Kim ne yaşadı?
Kim hangi hakka sahip?
Kim hangi sorumluluğu taşıyor?
Tarafların koşulları aynı mı?
Verilecek karar hakları ve koşulları makul biçimde gözetiyor mu?
Bu sorular sorulmadan yalnızca “herkese aynı uygulandı” demek adalet için yeterli olmayabilir.
Hakkaniyet ve insan onuru
Hakkaniyetin temelinde insan onuruna saygı vardır.
Bir insanın ekonomik durumu, düşüncesi, yaşam biçimi, yetenekleri veya sahip olduğu imkânlar onun insanlık değerini değiştirmez.
Bu nedenle adalet anlayışı insanları birbirleriyle kıyaslayarak değer biçmemelidir.
Asıl soru:
“Bu insan diğerinden daha değerli mi?”
olmamalıdır.
Asıl soru:
“Bu insanın hakkı nedir ve bu hak nasıl korunmalıdır?”
olmalıdır.
Hak ile sorumluluk birlikte düşünülmelidir
Hakkaniyet yalnızca hak istemek anlamına da gelmez.
Hakların yanında sorumluluklar da vardır.
Bir insanın özgürlüğü korunurken başka bir insanın özgürlüğü yok sayılamaz.
Bir kişinin hakkı gözetilirken başka bir kişinin hakkı çiğnenemez.
Bu nedenle hakkaniyet çoğu zaman bir denge arayışıdır:
Hak ve sorumluluk.
Özgürlük ve başkasının özgürlüğü.
İhtiyaç ve imkân.
Birey ve toplum.
Adalet, bu ilişkiler arasında ölçüyü bulmaya çalışır.
Hakkaniyet merhametle aynı değildir
Merhamet ile hakkaniyet birbirine yakın görünse de aynı şey değildir.
Merhamet:
“Bu insanın durumuna üzülüyorum.”
diyebilir.
Hakkaniyet ise:
“Bu insanın durumunu dikkate almamı gerektiren haklı bir neden var mı?”
diye sorar.
Bu nedenle hakkaniyet yalnızca duygulara dayanamaz.
Bir insanı sevdiğimiz için kayırmak adalet değildir.
Bir insanı sevmediğimiz için hakkını azaltmak da adalet değildir.
Hakkaniyet, kişiye göre değil; hakka göre hareket etmeyi gerektirir.
Povyades açısından adalet
Povyades anlayışında adalet düşüncesi, insanların birbirlerine karşı davranışlarında önemli bir ilke olarak ele alınabilir.
İnsanların farklı olması doğal bir durumdur.
Ancak farklılıkların bir insanı diğerinden daha değerli veya daha değersiz hâle getirmesine izin verilmemelidir.
Bir insanın diğerinden farklı düşünmesi, farklı yaşaması veya farklı koşullara sahip olması onun insanlık değerini değiştirmez.
Bu nedenle adalet anlayışında şu temel düşünce öne çıkabilir:
İnsanları aynılaştırmak adalet değildir. İnsanların farklılıklarını kullanarak birbirlerini ezmesine izin vermemek adalettir.
Eşitlik, insanların değer bakımından birbirinden üstün olmadığını hatırlatır.
Hakkaniyet ise insanların farklı koşullarını görmemizi sağlar.
İkisi birlikte düşünüldüğünde daha bütünlüklü bir adalet anlayışı ortaya çıkar.
Gerçek adalet hangi soruyu sorar?
Belki de adalet konusunda en önemli soru şudur:
“Herkese aynı şeyi yaptık mı?”
değil,
“Herkesin hakkını gözetebildik mi?”
Adaletin ölçüsü yalnızca aynılık değildir.
Adalet;
hak, ölçü, denge, gerekçe ve insan onurunun birlikte gözetilmesidir.
Bu nedenle:
Adalet, herkese aynı şeyi vermek değildir.
Adalet, herkesin hakkını gözetmektir.
Ve bu düşünce bizi şu sonuca götürür:
Adalet, eşitlikte değil; hakkaniyettedir.
Çünkü gerçek adalet, insanları birbirinin aynısı yapmakla değil, her insanın hakkını ve onurunu gözetmekle mümkün olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Dilerseniz düşüncelerinizi ve sorularınızı aşağıdaki yorum kısmına bırakabilirsiniz.